Skip to content
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size blue color orange color green color

KARAHİSAR İŞİTME ENGELLİLER İÖO

Ana Sayfa arrow Haber-Belge arrow Avrupa Birliğinde İşitme Engellilerin Eğitimi
Avrupa Birliğinde İşitme Engellilerin Eğitimi Yazdır
Yazar Murat ETLİ   
Monday, 31 March 2008


      Bu çalışma Avrupa Birliği EGP, kapsamında gerçekleştirilmiştir. 
     ".....Programa kabul edilme haberinden sonra alanla ilgili detaylı çalışmalara başladım. 3 aylık yoğun bir hazırlıktan sonra Brnik hava alanına indiğimde,  yanımda; iş arkadaşlarımın desteği, İşitme engelliler alanında çalıştığım 14 yıl boyunca kazandığım tecrübelerim vardı. Organizatorlerler pazar günü  bir tanışma yemeği düzenlemişlerdi. Benimle birlikte 6 ülkeden katılımcılar vardı. Finlandiya, Litvanya ve  İtalya’dan    gelen katılımcılar doğrudan okullardan geliyordu.  Scotland’dan gelen katılımcı hükümet eğitim yetkilisi, İspanya’dan gelen katılımcı ise dil terapistiydi. Organizatorlerin sıcak ve misafirperver davranışları ortama uyum sağlamada bana zorluk yaşatmadı.
      Slovenya eğitim sisteminin ana bölümleri Türkiye’deki sisteme benzerlik göstermektedir. Okul yapılanması ve çalışan istihdamı konularında ise Türkiye’den farklı yöntemler izlemektedir.

     Okul yönetimleri hemen hemen özerk bir yapıya sahiptir. Çalışanlar, kadrolu sözleşmeli ve gönüllü şeklinde sıralanabilir. Ülkede 2 tane işitme engelliler okulu/merkezi bulunmaktadır. Bu çalışma ziyareti Ljubljana işitme engelliler okulunda (ZGNL) yapıldı. Birde Maribor da aynı merkezden olduğu şöylendi.

     ZGNL  üç ana bölümden oluşmakta ve okul öncesi, ilkokul ve lise düzeyleri aynı merkez içinde bulunmaktadır. Yaklaşık 100 kadar öğrenciye hizmet vermekte ve bunların 46 ‘ sı yatılı olarak hizmet almaktadır. Okul genel anlamda bakımlı ve fiziki altyapı sorunu olmayan bir kurumdu.  Sınıflar 3-4 öğrenciden oluşmuş ve gayet iyi durumdaydılar. Merkezde işitme engellilerin yanında otistik öğrencilerde vardı. Müfredat içeriği bizim sistemimize benzemekle birlikte, lise kısmında daha çok elektronik tasarım ve animasyon üzerine çalışıyorlardı. Yatakhane kısımlarında aile modeli olarak adlandırlan ve basit işleri öğrencilerin yapabileceği (mutfak, çamaşırhane) birimler , yatakhane içine dahil edilmiş. Hafta sonları öğrenciler okulu tamamen boşaltıp ailelerinin yanına gidebiliyorlardı.

     Slovenya’da, diğer ülkelerden farklı olarak, okulun içerisinde Zebra Room olarak adlandırılan bir bölümün bulunmasıydı. Bu bölüm akvaryum modeli, su yatağı ve su kabarcıklarının rengarenk yükseldiği bir cam duvar katmanından oluşan rahatlama odasıydı. Bu odada sürekli renkli ışıklar ve rahatlatıcı müzik yayını kullanılıyordu. Buradan, genellikler otistik ve davranış bozukluğu olan öğrenciler yararlanmaktaydı.

Katılımcılardan alınan bilgilere göre Finlandiya Cochlear-implant alanında oldukça başarı kaydetmiş. Fin öğrencilerin yaklaşık %90 ına Cochlear-implant uygulanmış. Okulun eğitim pratiği işaret dili ve doğal-işitsel-sözel eğitim üzerine geliştirilmiş. Slovenya müfredatına 2001 yılında işaret dilini koymayı başarmış. Derslerde işaret dili ve sözel iletişim yöntemleri karşık olarak kullanılıyor. Bu noktada Türkiye ile karşılaştırıldığında, bizim sistemimizde işaret dili kullanılmamaktadır. Sadece öğrencilerimiz kendi aralarında ve ders sırasında zorlandıklarında kullanmaktadır.

Ülkemizde son yıllarada Türk  işaret dilinin gelişmesine yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Bu aşamada bizimde işaret dilini müfredata almamız gerekliliği düşünülebilir. Ancak; bu alanda yeterince çalışma yapılması ve yürütülen çalışmaların desteklenmesi gerekmektedir.

Katılımcı ülkelerin hepsi dil terapistlerini okullarda aktif olarak kullanmaktadır. Sadece bizde yeterince dil terapisti bulunmamakta ve istihdam edilmemektedir. Dil terapisi çalışmaları okullarda işitme engelliler sınıf öğretmenleri tarafından verilmektedir. Avrupa’da aslında işitme engelliler eğitiminin,  temelde dil terapisi ve eğitim-öğretim boyutu olmak üzere ikiye ayrıldığı da söylenebilir.

 

               İşitme engelliler alanında karşılaşılan sorunlar genelde ülkeler farklı olsa da benzerlik arz etmekteydi. Sıralama yapacak olursak;

 

·         Ailelerin okula olan ilgilerinin yetersi oluşu,

·         Cochlear-implantlı öğrencilerin eğitimi,

·         İşaret dilinin yaygın olarak kullanılmaması,

·         Toplumun işitme engelli öğrencilere bakış açışı,

·         Yatılı ve sadece işitme engellilere yönelik okullar,

·         Ülkelerdeki işaret dilinin okuldan okula bile farklılık göstermesi ve ortak dil oluşturmanın zorluğu,

gibi konular ortak sorunlar olarak degerlendirildi. Aile eğitimine yeterli zaman ve kaynak ayrılması gerekliliği ve Cochlear-implant desteği verilmesi temenniler arasındaydı. Ayrıca, görüşmeler sırasında, İşitme engellilerin eğitiminde kaynaştırma modelinin gerekliliği sürekli önerilen ve üzerinde durulan bir konu oldu.

               Slovenya’da gördüğüm ve ençok etkilendiğim kurum İşitme Engelliler Derneği oldu. Dernek, günlük online gazete ve Deaf TV yoluyla işitme engellilere ulaşıyor, haberlere işaret dili ve altyazı ekliyor ve yayına hazırlıyorlardı. Gerçek anlanda çıktılara sahiptiler. Belki de  ülkenin en verimli ve en etkili çalışan kurumuydu.

               Yaptığım bu çalışma ziyaretinde Avrupa’daki uygulamaları Türkiye’deki uygulamalar ile  karşılaştırma imkanı da yakalamış oldum. Bir çok benzerlik ve farklılıklar olmasına rağmen, genel anlamda bakıldığında Slovenya işitme engellilerin eğitiminde modern yöntemleri kullanan ve uygulayan bir ülkedir. Ancak; ürüne yönelik çıktılara bakıldığında Türk öğrencilerin daha iyi pratiklere ve ürünlere sahip olduğunu söyleyebilirim. Örnek vermek gerekirse; sistemimizde çok kısa zamanda, işitme engelli çocuklara “anlamlı” okuma –yazma öğreten öğretmenlere sahibiz. Ülkemin koşulları bir bütün olarak değerlendirildiğinde işitme engellilerin eğitimi konusunda alt yapı hariç, çok fazla eksiğinin olduğunu düşünmüyorum. Bilakis, okullaşma ve öğretmen yetiştirme (işitme engelliler alanında) konularında daha iyi olduğumuzu düşünüyorum...."
 
       "Desteklerini ve varlıklarını hep yanımda hissettiğim çalışma arkadaşlarıma ayrıca teşekkür ederim."
 
Sonraki >